Su Çiçeği ( Varicella )
Su çiçeği daha çok çocuklarda görülen, ancak her yaşta görülebilen çok bulaşıcı bir hastalıktır. İleri yaşlarda ortaya çıkan zona hastalığı da (zona zoster) bu virüsün tekrar aktive olması sonucu ortaya çıkar. 20 yaş üzerinde su çiçeği hastalığının ancak %2’si görülmektedir. Etken Herpes virüs ailesinden bir DNA virüsü olan Herpes Zoster’dir (Varisella Zoster Virus). Bu virüs ailesinin diğer tipleri
* Herpes Sipmleks Tip 1 ve 2
* Sitomegalovirüs
* Epstein bar virüsü
* Herpes Virüs Tip 6 ,7 ve 8’dir.
Salgınbilim
Su çiçeği damlacık ve döküntüler yolu ile bulaşıcılığı oldukça yüksek bir hastalıktır ve okul çocukları, kreş ve çocuk bakım evlerinde oldukça yaygındır. Hastalık ateş yükselmesi, kırgınlık, halsizlik gibi basit soğuk algınlığı tablosunu takiben, ortaya çıkan döküntülerle tanımlanır. Yetişkinlerin % 95’i su çiçeğini çocuklukta geçirmiş olduğundan hastalığa karşı bağışıklık kazanmıştır. Su çiçeğinin gebelikteki görülme sıklığı 2000 gebelikte 1’dir. Bu vakaların % 2 si doğumsal su çiçeği hastalığı (kongenital varisella sendromu) ile doğarlar.Gebeliğinin 8 ve 20.haftaları arasında su çiçeği geçirmiş gebelerin bebeklerinde değişik derecede ve değişik organlarda sakatlıklar gelişir.
Vücutta sinir köklerinde yıllarca sessiz olarak kalan virüs, bağışıklığın zayıflaması ile tekrar ortaya çıkarak sınırlı, daha az yaşamsal sorunlar oluşturan zona (Zona Zoster ) hastalığına yol açabilir. Annede zona çıkması bebek için risk oluşturmaz. Ancak yetişkindeki zonadan çocuklarda salgın olabilir.
Patoloji
Kuluçka süresi ortalama 15 gündür. Döküntüler özellikle gövdede başlar, kaşıntılı, ciltten kabarık renk değişiklikleri, genel olarak kızarıklıklar, hızla içi su dolu keseciklere dönüşür . Bir iki gün içinde tipik su çiçeğine ait içi su ve iltihap dolu keseciklere dönüşen bu kızarık ve ciltten kabarık döküntüler bir haftaya varmadan kabuklanarak dökülür ve iyileşme tamamlanır. Her aşamada döküntü aynı anda görülebilir. Döküntüler iz bırakmadan iyileşir. Eğer bu keseciklere özellikle kaşınma nedeniyle bakteriler bulaşırsa ikincil iltihaplanma nedeniyle kabuklanma ve dökülme daha uzun sürer, döküntülerin yerinde değişik derecelerde iz kalabilir.
Döküntülerden 2 gün önce ve 5 gün sonraya kadar bulaşıcıdır. Gürültülü ilk hastalık tablosu geçtikten sonra, virüs sinir köklerinde yıllarca sessiz olarak kalır, kişinin bağışıklığı azalırsa tekrar ortaya çıkarak genellikle o sinirin dalları boyunca yayılan sınırlı fakat ağrılı ve kaşıntılı bir hastalık olan zona’ya neden olabilir.
Hastalığın ilk belirtileri;
* Yüksek ateş,
* Halsizlik,
* Baş ağrısı,
* Kas ağrısıdır.
Doğumsal Suçiçeği Hastalığı (Kongenital Varisella Sendromu, KVS )
Hasta annenin kan dolaşımında bulunan virüsün çocuk eşi yoluyla bebeğe geçtiği kabul edilmektedir. Daha önce suçiçeği geçirmiş bir annede bebekte enfeksiyon nadirdir. Çünkü suçiçeği kanda antikorlar oluşturur ve bu antikorlar çocuğa virüsün bulaşmasını önlerler. Gebeliğin 8-20.haftaları arasında suçiçeği geçirilmesi ile bebekte KVS ve sakatlıklar olmaktadır. KVS ‘de görülebilen ama ona özel olmayan ultrasonografik bulgular saptanabilir. Bunlar;
* Kolun az gelişmesi ve kırıkları,
* Ciltte yara izleri,
* Göz iltihabı (korioretinit),
* Kafanın şişmesi, büyümesi (Hidrosefali),
* Küçük kafalı bebek (Mikrosefali),
* Küçük göz (Mikroftalmi),
* Zeka geriliği,
* Katarakt olarak sayılabilir.
Tanı
Tanı genellikle klinik bulgularla konulur. Ciltte oluşan içi sıvı dolu keseciklerden alınan kültürde virüs üretilebilir. Ancak zor olduğu için uygulanmamaktadır. Ultrasonogafide KVS ile uyumlu bulguları değerlidir. Karaçiğerde çok sayıda sesi çok yansıtan beyaz görünüm veren odaklar gözlenebilir.Bunlar kireçlenme odaklarıdır. Etkilenmiş bebekte annede hastalık başlamasından 5-19. hafta sonra bulgular ortaya çıkar. Anne karnında suçiçeği geçiren bebekten alınan kan veya amnion sıvısında PCR ile virüs DNA’sı tespit edilebilir. PCR amniotik sıvıda virüs kültürlerinden daha duyarlıdır. Kordon kan örneği virüsün kanda kısa süreli dolaştığı durumlarda virüsü gösteremeyebilir.
Seyir
Çocukta yukarıda bahsedilen klasik döküntülü hastalık görülürken, erişkinde daha ağır seyredebilir. Erişkinde döküntüler dışında beyin iltihabı, zatürree, nefrit, kanama eğilimi, nekrotizan fasitis, inme, menenjit gibi ciddi bir hastalık tablosu oluşabilir. Gebelik hastalığın seyrini ağırlaştırmamaktadır. Bağışıklı sistemi zayıf olan hastalarda (örneğin lösemili çocuklarda) daha ağır seyretmektedir.
Gebelikte suçiçeği geçiren annelerin bebeklerinin çoğu hastalıktan etkilenmez. Gebeliğin ikinci 3 ayı ve sonrasında hasta olan bebeklerde genellikle KVS oluşmaz. KVS’lu bebeklerin yaklaşık 1/3 ‘ü yenidoğan döneminde ölürler veya ciddi sakatlıkları vardır.
Doğuma yakın dönemde virüsü alan bebekte yapısal sakatlıklar oluşturmayan yeni doğan suçiçeği infenksiyonu olabilir. Yenidoğan bebeğin bağışıklık sisteminin göreceli olarak yetersizliği ve annenin koruyucu antikorlarının da olmaması nedeniyle doğumdan sonraki 2-5 gün içinde bebekler kolayca suçiçeğine yakalanabilirler. Bu dönemde annede suçiçeği geliştiği zaman bebeklerin de % 17’si hasta olur. Bebeklerde kanlı döküntü ve solunum sıkıntısı, karaciğer, beyin, akciğer ve böbrek üstü bezlerinde hücre ölümleri meydana gelebilir. Buna bağlı olarak bebeklerin % 14 ila 31’i kaybedilir. Normal bir çocukluk çağı suçiçeği salgınında ölüm oranı (zatürree, ensefalit nedeniyle) %1 cıvarındadır.
Tedavi
Suçiçeği aşısı vardır ve bu yüzden her zaman belirttiğimiz gibi hastalığın etkilerinden kurtulmak için en etkili yöntem korunmadır. Suçiçeği geçirmediği tespit edilen (öykü veya tetkiklerle) gebe olmayan kadınlara uygulanabilir. Gebelik 2. aşılamadan 1 ay sonrasına kadar geciktirilmelidir. Hasta bir kişi ile temas olduktan 72 saat sonra immünglobulin verilirse annedeki hastalığın seyri hafifler ama hastalık önlenemez. Anne hemen doğumdan önce hastalanırsa sonra yeni doğan bebeğe immun globulin (hastalık geçirmiş birinden elde edilen koruyucu antikorlar) vermek gereklidir. Çünkü bu dönemde hastalanan bebeklerde ölüm oranı yüksektir. Doğumdan sonra 2 hafta içinde suçiçeği görülen bebeklerde damar yolu ile (intravenoz asiklovir ) ilaç tedavisi yapılmalıdır. Ağızdan verilen asiklovir de su çiçeği geçiren hastalarda klinik bulgu ve belirtileri iyileştirebilir. Döküntünün başlangıcından itibaren ilk 24 saat içinde asiklovir verilmesinin çocukta ciddi yan etkilere neden olmadan hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediği bildirilmektedir. Asiklovir ve immungobulin anne karnındaki bebeğin hastalanmasını engellemez. Zona için yerel tedaviler, ağrı ve kaşıntı giderici ilaçlar kullanılabilir.
Korunma
Temel korunma yöntemi döküntülü hastalardan uzak durmak , Varicella –Zoster immün globulin (VZIG) ve Varicella aşı uygulamasıdır. VIZG doğumdan 4 gün önce ve doğumdan 2 gün sonrasında annesinde suçiçeği döküntüleri oluşmuş olan yeni doğan bebeklere yapılmalıdır. Bu uygulama ile annede suçiçeği daha hafif seyretse de yenidoğanda gelişebilecek olan ciddi sekelleri önleyememektedir. KVS önlenmesi için gebelere aşı yapılmamalıdır. Gebe olmayan kadınların aşı yapıldıktan 1 ay sonra gebeliklerine müsaade edilmelidir.
Kaynak: Kadinsagligi.com
Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı |